|
NAMAZ
Temizlik
ve temizlenmenin ibadetlerde ön şart olduğunu belirtmiştik. Bir Müslüman
için ibadetlerin en önemlisi namazdır. Çünkü namaz, Kur'an-ı Kerim'de bize
emredilen kulluk görevleri içinde adı en çok (136 kere) vurgulanan ibadet
şeklidir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) "Namaz dinin direğidir" diyerek
bu önemi ayrıca açıklamıştır. Namaz emri Peygamberimize, diğer emirler
gibi Cebrail A.S. tarafından değil, Miraç gecesi bizzat Allah (CC)
tarafından bildirilmiştir. Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı olarak
günde beş vakit kılınan namazın farzları, 6'sı dışında (öncesinde) ve 6'sı
içinde olmak üzere 12 tanedir.
Namazın
dışındaki farzlar:
1- İç
temizlik : Namaz kılacak kimsenin cünüp ise gusletmesi (yıkanması),
abdestsiz ise namaz abdesti almasıdır.
2- Dış temizlik : Namaz kılacak kişinin bedeninin, elbiselerinin ve namaz
kılacağı yerin temiz olmasıdır.
3- Örtünme (avret yerlerinin kapalı olması) : Avret yeri erkekler için
göbek ile diz kapağı arası, kadınlar için ise el, yüz ve ayaklar dışındaki
bütün vücuttur.
4- Vakit: Her namazın kendine özel bir zamanı vardır.
a) Sabah namazının vakti, güneşin doğuş istikametinde yana doğru
yayılan beyazlığın (fecrin) görülmesi ile başlar ve güneşin doğuşuna kadar
devam eder. (Takvimlere göre bu süre, imsak vakti ile güneş doğuşu
arasında geçen zamandır.) Bu süre içinde kılınamayan sabah namazı öğleden
önce (güneş doğuşunun 45 dakika sonrası ile, öğle vaktinin 15 dakika
öncesi arası) kılınabilir. Ancak bu durumda sadece namaz borcu ödenmiş
olur, namaz kılma sevabı önemli ölçüde azalır.
b) Öğle namazının vakti, bir cismin gölgesinin doğuya doğru
uzamaya başladığı (yani güneşin batıya doğru yöneldiği) an ile başlar ve
gölgenin kendi boyunun iki misline ulaştığı zamana kadar devam eder.
c) İkindi namazının vakti, öğlenin sona erdiği an ile, güneş
batışının 30 dakika öncesidir. Kerahet vakti denen bu son 30 dakikalık
sürede (eğer kılınmamışsa) ikindi namazının farzı dışında hiç bir namaz
kılınamaz.
d) Akşam namazının vakti, güneşin batışı ile ufuktaki kızıllığın
kaybolmasına kadar geçen süredir. Akşam namazının geciktirilmeden
kılınması müstehaptır.
e) Yatsı namazının vakti, akşamın sona erdiği an ile imsak vakti
arasıdır. Ancak imsak vakti beklenmeden, en geç gece yarısında kılınması
uygundur. Vacip olan vitir namazı, yatsı namazının bitiminden sonra
kılınır. Ramazan ayına özgü olan teravih de yatsı namazı vaktinde kılınır.
Vaktin girmesi namazın aslî şartlarından olduğu için, vaktin
belirlenemediği yerlerde (meselâ kutupların iç bölgelerinde) yaşayan bir
Müslümanın vakti belirlenemeyen namazları kılma sorumluluğu bulunmaz.
Ancak o kişilerin, o yere en yakın bölgede geçerli olan saatlere uyarak
ibadet etmeleri, İslam alimlerince bir tedbir olarak tavsiye edilmiştir.
5- Kıbleye yönelme : Kıblenin ne yönde olduğunu bilmeyen kimse
etrafındakilere sorarak namazını kılar. Namazdan sonra bu yönün yanlış
olduğunu öğrense bile namazını kılmış sayılır. Ama bir kimse etrafa
soruşturmadan kendi tahmini ile kıbleye yönelse ve sonradan bu yönün
yanlış olduğunu öğrense, namazını tekrar kılması gerekir.
6- Niyet etme : Niyet "istemek, arzu etmek", namaza niyet ise "sırf Allah
rızasını kazanmak için namaz kılmayı arzulamak" anlamına gelir. Niyet kalp
ile yapılır. Ayrıca dil ile (meselâ: "niyet ettim Allah rızası için
bugünkü öğle namazının farzını kılmaya, döndüm kıbleye" şeklinde) söylemek
ise sünnettir. Cemaatle namaz kılacak olanların ayrıca "uydum hâzır olan
imama" demeleri gerekir.
Namazın
içindeki farzlar:
1- Namaza
başlama (iftitah) tekbiri : Kişinin, en az kendinin duyacağı bir sesle
"Allah-ü Ekber" demesidir.
2- Kıyam (ayakta duruş) : Farz ve vacip olan namazlarda, asgari bir ayet
okunacak sürece ayakta durmaktır. Özürlü olanlar oturarak kılabilirler.
3- Kıraat (Kur'an okuma) : Namazda bir veya daha çok ayet okumak farzdır.
Bu okuma, en azından kişinin kendi duyabileceği bir sesle olmalıdır.
4- Rükû (eğilme) : Vücudun belden yukarı olan kısmını 90 derecelik bir açı
ile öne doğru eğmektir. Kadınların bu kadar çok eğilmesi gerekmez.
5- Secde : Alın ve burnu birlikte yere koymaktır (burnu yere değdirmek
vacip, alnı yere değdirmek ise farzdır). Bir rekâtta yapılan secdelerin
her ikisi de farzdır. Secde süresince ayakları havaya kaldırmak uygun
olmaz.
6- Son oturuş : İki rekatlı namazlarda ikinci, dört rekatlı namazlarda ise
dördüncü rekattaki son oturuş farzdır.
Namazın
vacipleri:
Namazın
vaciplerinden bir veya birkaçını unutarak terk eden kişinin sehiv
(yanılma) secdesi yapması gerekir. (Sehiv secdesi, namazın bitiminde selâm
verdikten sonra yeniden iki defa secde ederek son oturuşa geçmektir.)
Vaciplerden birini bilerek terk eden kişinin namazı bozulmuş olur. Namazın
bazı önemli vacipleri:
a) Sünnet
(nafile) namazların her rekatında, farz namazların ise ilk iki rekatında
Fatiha suresini okumak,
b) Fatiha suresini önce, kıraat edilecek ayetleri ise daha sonra okumak
(bu kıraatin kısa bir sûre veya asgari üç kısa ayet uzunluğunda olması
yeterlidir),
c) Rükû ve secde gibi hareketlerde sayıya uymak (meselâ bir rekâtta iki
kere rükû, bir veya üç kere secde etmemek),
d) Kıyam, rükû ve secdede çok acele etmemek (en az "sübhanallah" diyecek
kadar beklemek),
e) Oturuşlarda "teşehhüd"ü ("et-tehiyyâtü" duasını) okumak,
f) Namazı "es-selâmü" diyerek selam verip bitirmek (tam şekli "es-selâmü
aleyküm ve rahmetullah"tır),
g) Vitir namazında kunut duasını okumak.
Namazın
sünnetleri:
Namazdaki
sünnetleri terketmekle namaz bozulmaz, ama uygulanması halinde ek sevap
kazanılmış olur. Bu sünnetlerden bazıları:
a) Namaza
başlarken yapılan niyeti dil ile ve başlangıç tekbirinden hemen önce
söylemek,
b) Her rekatın başında Fatiha suresinden önce gizlice besmele çekmek,
c) Fatiha suresinden sonra gizlice "amin" demek,
d) Rükû tespihlerini (subhane rabbiyel azim) üç kere söylemek,
e) Rükûda dizleri bükmemek, mümkünse 90 derece öne eğilmek,
f) Rükû ve secdeden doğrulunca "sübhanallah" diyecek kadar beklemek,
g) Secdede başı iki el arasına koymak, dirsekleri yere değdirmemek,
h) Secde tespihlerini (subhane rabbiyel alâ) üç kere söylemek,
i) Son oturuşta, "et-tehiyyatü" duasını okuduktan sonra "Allahümme salli"
ve "Allahümme barik" salâvatlarını okumak,
k) Önce sağa, sonra sola selam vermek.
Namazı
Bozan Bazı Şeyler:
1- Namaz
içinde (unutarak da olsa) az veya çok konuşmak veya gülmek namazı bozar,
2- Namaz kılarken bir veya iki elle bir iş yapılır, bir şey düzeltilirse
bakılır. Eğer yapılan iş, dışardan bakan birinde onun namazda olmadığı
kanısını uyandıracak oranda ise namaz bozulur. Bu kanıyı uyandırmayan
küçük hareketler namazı bozmaz.
3- Dişler arasında kalmış nohut tanesinden büyük yemek kırıntısını yutmak
namazı bozar, kırıntı küçükse namaz bozulmaz, ama mekruhtur,
4- Sakız çiğnemek namazı bozar,
5- Ağıza giren yağmur, kar ve dolu gibi maddelerin yutulması namazı bozar.
Namazda
Yapılmaması Gereken Bazı Şeyler (Mekruhlar) :
Namazda
yapılan bazı hareketler namazın sevabını azaltır, ama tek başına namazı
bozmaz:
1-
Namazda gözleri yummak veya başını kaldırıp göğe bakmak,
2- Tembellik veya önemsememe sebebiyle başı açık namaz kılmak,
3- Daha iyisi varken, yırtık pırtık, eski ve kirli elbiseyle namaz kılmak,
4- Esnemek zorunda kaldığı zaman ağzı kapatmamak (ağız sağ elle veya sol
elin arkası ile kapatılır),
5- Büyük veya küçük abdest sıkıştırması varken namaz kılmak,
6- Kasten öksürmek veya ses çıkararak boğazını (genzi) temizlemek,
7- Ön saflarda boş yer varken, arkada tek başına imama uymak,
8- Üzerinde veya elbisesinde canlılara ait resim bulunduğu halde namaz
kılmak,
9- Secdeye varırken elleri dizlerden önce yere koymak ve secdede karnı
bacaklara yapıştırmak,
10- Cemaatle namaz kılarken, imamdan önce rükû ve secdeye gitmek veya
imamdan önce rükû ve secdeden kalkmak,
11- Farz namazlarda özürsüz olarak bir yere dayanmak (sünnet namazlarda
mekruh sayılmaz),
12- Secdeden kalkarken ayaklardan birini öne atmak,
13- Elinde bir şey tutarak namaz kılmak.
Çok
önemli bir sebep yokken namazların vaktinde kılınmayıp kazaya bırakılması
imani bir zayıflık işareti sayılır. Namazların kaza edilmesi, eğer tövbe
ile birlikte yapılırsa, Allah'ın (CC) o namaza ait borcu affına sebep
olabilir. Ama bu eylemden dolayı namaz kılma sevabına ulaşmak mümkün
değildir. Buna rağmen kaza şeklinde de olsa, kılınamayan namazların
edasına dikkat etmek gerekir.
Kaza
namazları güneşin doğuş, batış ve tam tepe noktada bulunduğu kerahet
vakitleri dışında her zaman kılınabilir. Bunun için, eğer biliniyorsa,
kılınamayan namazın vaktine (meselâ "vaktinde kılamadığım dünkü ikindi
namazının kazasını kılmaya" şeklinde) niyet edilir. Eğer vakit
bilinmiyorsa, kılınamayan ilk veya en son namazın vaktine (meselâ
"vaktinde kılamadığım ilk -veya en son- ikindi namazının kazasını kılmaya"
şeklinde) niyet edilir. Kaza namazı kılmadan önce ezan ve ikamet (kaamet)
getirilmesi uygundur. Eğer ardarda birkaç kaza namazı kılınacaksa ezan
sadece bir kere okunur, ama ikamet her namaz için ayrı ayrı getirilir.
Cuma
Namazı:
Sadece erkeklere farz olan
Cuma namazı, Cuma günü öğle namazı vaktinde ve ancak cemaatle birlikte
kılınan bir namazdır. Çünkü Cuma namazının farzlarından biri olan hutbe
okunması, ancak cemaat oluşması halinde mümkündür. Kadınlar Cuma namazı
vaktinde öğle namazı kılarlar.
Cuma namazında önce dört rekatlık ilk sünneti kılınır ki şeklen öğle
namazının ilk sünneti gibidir. Sadece niyet ederken, "Niyet ettim Allah
rızası için bugünkü Cuma namazının ilk sünnetini kılmaya, döndüm kıbleye"
denmesi gerekir. İlk sünnet bitince imam hutbe okur. Bu hutbenin usulüne
uygun şekilde, huşu içinde, fazla kıpırdanmadan dinlenmesi farzdır.
Hutbenin bitiminde tüm cemaat ayağa kalkıp imama uyar ve farz kılınır. Bu
namazın niyeti de "Niyet ettim Allah rızası için Cuma namazının farzını
kılmaya, döndüm kıbleye, uydum imama" şeklindedir. İki rekatlık farz namaz
bittikten sonra, Cuma namazının son sünneti kılınır. Bu namaz da aynen ilk
sünnet gibi dört rekattır. Böylece, toplam on rekatlık Cuma namazı bitmiş
olur. İsteyen ve işi olan cemaat dua edip gidebilir.
İlmihal kitaplarında "Zuhûr-u Ahır" ve "vaktin son sünneti" diye dört ve
iki rekatlık iki ayrı namaz daha tarif edilir. Peygamberimiz döneminde
kılınmayan bu iki namazın daha sonra eklenmesinin sebebi, Cuma namazının
peygamberimiz döneminde her yerleşim yerinin en büyük camiinde topluca
kılınmakta oluşu, ancak İslam devleti genişleyip şehirler büyüyünce, bu
uygulamanın aynen devam ettirilmesinin mümkün olmamasıdır. Bu sebeple
İslam alimleri öğle namazının farzı ile son sünnetini de ekleyerek, Cuma
namazının kabul edilmemesi durumunda, hiç olmazsa öğle namazını garantiye
almayı denemişlerdir.
Tercih edilen husus, bu iki namazdan ilkine "vaktinde kılamadığım en son
öğle namazının kazasını kılmaya" diye niyet ederek kılamadığı bir öğle
namazının kazasını; ikincisinde ise "vaktinde kılamadığım en son sabah
namazının kazasını kılmaya" diyerek kılamadığı bir sabah namazının
kazasını kılmak, böylece hem icmaya uymak, hem de iki kaza namazını eda
etmiş olmaktır.
Cuma namazı, Kur'an-ı Kerim'de hakkında aynı ismi taşıyan sure bulunan
önemli bir namazdır. Cuma suresinde, Cuma namazı vaktinde ticaretle
uğraşmanın haram olduğu belirtilmektedir. Bu sebeple, diğer namazları
kılmayan veya kılamayanların bile Cuma namazını eda etmeye özen
göstermelerinde yarar vardır. Eğer herhangi bir mazeret sebebiyle Cuma
namazına gidilemiyorsa, sonradan tek başına öğle namazını kılmak da
mümkündür. Ancak bunun için, camideki cemaatin farz namazı bitirmesini
beklemek gerekir. Bu da tahminen, ezan okunduktan sonra 20 dakikalık bir
sürenin geçmesi demektir.
|