|
|
|||
|
|
|||
BEN HASAN'IN İSKELETİYİM
Prof.Dr. Arif Sarsılmaz
Ben diğer organ ve sistemlerin
aksine daha sade bir yapı gösteririm; kemik, kıkırdak ve bağ dokusunun
uygun terkib ve intizam içinde bir araya getirilmesinden yapılmışım. Fakat
bu demek değildir ki, sanatlı ve mucizevi değilim. Aksine benim
elemanlarım olan her kemiğin şekil ve yapı özellikleri, çok mükemmel bir
biçimde dizayn edilmiş olduğumu gösterir. Benim dışımdaki diğer bütün
organların; çok zarif, hassas ve kolay zarar görebilecek kadar yumuşak
dokulardan yapılmıştır. Vurmalara, çarpmalara, kurumalara ve ısıya karşı
dayanıksız olan beyin ve duyu merkezlerini koruma vazifesi bana verildiği
gibi, senin yeryüzünde rahatça gezebilmen için, bacaklarının; her türlü
işi yapabilmen için de el ve kollarının harekete uygun manivela
tertibatının inşa vazifesi de, benim sistemime dahil kemiklere
verilmiştir.
Senin vücudunda iş gören kemik
elemanlarımın sayısı aslında 217 olmakla beraber; kalça, sağrı ve kuyruk
sokumu bölgemdeki kemiklerimin parçaları
kendi aralarında
birleşip kaynaşarak daha kuvvetli bir yapı kurduklarından, sayı biraz
azalır ve anatomistleriniz bu sayıyı 206 olarak kabul ederler. Bunların 22
si kafatasıma, 33 tanesi omurgama, 24 tanesi kaburgalarıma, 64 tanesi
el-kol ve omuz kemerime, 66 tanesi ayak-bacak ve kalça kemerime aittir.
Ayrıca altı adet küçük kulak kemikçiklerim, bir tane göğüs kemiğim, bir
adet de dil kökü kemiğim eklendiğinde kemik sayım 217 olur. Bu kadar çok
sayıda kemik kendi aralarında o kadar mükemmel bir sistem kurmuşlardır ki,
insan hayranlıktan küçük dilini yutacak gibi olur. Her bir kemik parçam,
yapacağı işe ve bulunduğu yere uygun hususî bir biçime ve vasıflara sahip
olarak yaratılmıştır. Beynini koruyan parçalarım yassı, kol ve
bacaklarındakiler silindirik ve uzun; bileklerindekiler yuvarlak; kalça ve
küreklerim çok geniş ve büyük parçalardan yapılmıştır. Kemik parçalarımın
üzerinde kaslarının bağlanması için uygun satıhlar, girinti ve çıkıntılar
hazırlanmıştır. Her bir kemiğimin ne kadar ağırlığa, esnemeye, burulmaya
ve basınca dayanabileceği bellidir. Bir çok biyomühendis kemiklerimin
bulunduğu yere ve yapacağı işe göre en uygun biçimde yaratılmış oluşuna
bakarak, teknolojik olarak tatbik edebilecekleri modeller üretmeye
çalışıyorlar. Senin de bildiğin gibi inşaat ve köprü gibi mühendislik
sahalarında çalışan mühendisler, malzeme ve dayanıklılık hesaplarında çok
hassas olmak mecburiyetindedirler. Basınca maruz kalacak bir yere ayrı
malzeme, çekmeye veya gerilmeye, hattâ burulmaya maruz kalabilecek yerlere
de ayrı özellikte malzeme kullanılması gerekir. Eğer bu hesaplar iyi
yapılmazsa, yapacağınız inşaat veya köprü çok kolay çöker. Ayrıca malzeme
israfı olur; belki sağlam bir şey yaparsınız ama ağır ve hantal olur ve
çok pahalıya çıkar. Bazen de iyi malzeme kullanırsınız, fakat malzemeyi
yerinde kullanmadığınızdan boşa gider ve emeğiniz yine zayi olur. Halbuki
Yaratıcım beni yaparken o kadar hassas ve dengeli yaratmış ki, bir tek
kemiğimde yanlış bir çizgi, fazla veya eksik bir malzeme bulamazsın. Bunu
ancak beni yapan Kudreti Sonsuz'un nihayetsiz ilmi ile izah edebilirsin.
Senin hayatın boyunca koşarken, yatarken, zıplarken, ağır bir yük
kaldırırken, başını bir yere vurarken, çeşitli sporlar yaparken, yazı
yazarken, yemek yerken daha sayamayacağım yüzlerce işi en iyi şekilde
nasıl yapabileceğini bilen Rabbim, benim her kemik parçamı ve bu
parçalarımı birbirine bağlayan eklemlerimi en uygun biçim ve mekanizmada
yaratmış. Bunun için farklı sertliklerde ve dayanıklılıkta malzeme
kullanmıştır. Bunların başında kemik gelir. Kemiklerimin de hepsi aynı
değildir. Kompakt kemik (yoğun veya sıkı kemik) en sert olan kısımlarımı
teşkil eder. Meselâ uyluk, kaval ve baldır kemiklerimin uzun gövdeleri bu
kemikten yapılmış olup çok serttir. Aynı kemiklerin eklem yapan uç
kısımları ile yassı kemiklerimin içi ise, süngerimsi kemik denilen içi
sünger gibi
boşluklar bulunduran
kısımlar daha yumuşaktır. İkinci bir malzeme olarak, hem eklem
yüzeylerimin aşınmasını engellemek, hem de omurgamda görüleceği gibi,
basıncı emerek omurlar arasından geçen sinirlerimin ezilmesini engellemek
için, kemik uçlarına ve eklem yataklarına yerleştirilen kıkırdak bana çok
mükemmel bir esneklik ve estetik temin eder. Rabbim'in kıkırdağa verdiği
hususiyetler sayesinde kemiğin sertliğine bağlı olarak kolay kırılması
engellenir, hareketlerdeki sertlikler giderilir. Eğer eklemlerdeki
kıkırdaklar olmasaydı, hem kemik yüzeyler daha kolay aşınacak, hem de bana
tesir çeşitli dış kuvvetlere karşı yapacağım hareketler, tıpkı robotların
hareketi gibi mekanik ve sert olacaktı. Üçüncü olarak kullanılan malzeme
ise bağ dokusu ve bu dokunun temel harcı olan kollagen proteininden
yapılmış liflerdir. Bu bağ dokusu lifleri kemiklerimi ve kıkırdaklarımı
bir arada tutan çok sağlam iplerdir. Bütün eklemlerim, kasları kemiklerime
bağlayan tendonlar, çeşitli uzunluk, kalınlık ve özellikteki bağ dokusu
liflerince bağlanıp sağlamlaştırılır. Kollagen proteininden yapılmış
lifler, kemiğimin ve kıkırdağımın zemin malzemesi olarak da kullanılır.
Kemik ve kıkırdak dokularının hücrelerinin ve yapıştırıcı çimento
maddesinin arasında bulunan lifler, bu dokulara sağlamlık ve dayanıklılık
verir. Kemiklerimdeki liflerin dağılımı, üzerime gelen basıncın yönüne ve
büyüklüğüne göre belirlenir. Meselâ uyluk kemiğimin kalça kemiğine eklem
yapan baş kısmındaki liflerin dağılımı ve deseninin ne kadar mükemmel bir
hesap gerektirdiğini bu hususta çizilmiş bir şekli inceleyince anlarsın.
Eklemlerimin hepsi aynı
derecede oynak değildir. Meselâ beynini ve duyu merkezlerini koruyan
kafatası kemiklerimin arasındaki eklemler, testere dişleri gibi tırtıklı
olup, birbirine tam olarak girmiş vaziyette, çok sağlam, oynamaz eklemler
teşkil etmiştir. Tabiî ki, kafatasıma bu sağlamlığı veren ancak senin
beyninin, gözünün ve kulağının hassaslığını bilen Yüce Yaratıcı'mızdan
başkası olamaz. Zira kafatasım sadece beynini koruyan kemik bir kapsül
şeklinde olmayıp, uygun yerlerinde kan damarlarının geçmesi için küçük
kanallar, duyu organlarının yerleşmesi için oyuklar, omuriliğin beyne
girmesi için büyük bir delik bırakılmıştır. Bütün bunlar tesadüfen
olabilir mi? Omurlar arası eklemlerim ise, kafatasıma göre daha oynak, ama
parmaklarına göre daha sınırlı hareket kabiliyetine sahiptir. Böylece
vücudunu dik tuttuğum gibi, oturup kalkman, eğilip doğrulman ve yatman
için de hareketine imkân veririm. Kol ve bacak eklemlerim de çok serbest
ve her türlü harekete imkân verecek şekilde yaratılmıştır. Hele el
eklemlerimin muhteşemliği!! Bütün buluş, keşif ve teknolojilerinizin arka
plânında benim el eklemlerimin yaratılışındaki ustalık yatıyor, desem
herhalde yalan olmaz. Kullandığınız bütün âlet, eşya ve cihazlar; sanat
eserleri; yazı, kitap.. aklına ne gelirse, benim eklemlerimdeki hareket
kabiliyeti ile kuvveden fiile çıkmaktadır. Eğer parmaklarındaki bu müthiş
hareket kabiliyetli olmasaydı, zihninizdeki bir çok düşünce kendine tatbik
sahası bulamayabilirdi.
Vücudundaki iskelete ait bütün
hareketli kısımları oynatan kaslar için muhakkak benim kemiklerime
bağlanıp destek almak mecburiyetindedir. Kaslarının bir ucu bir kemiğimde
sabit olarak tutunurken, diğer ucu ile de eklem vasıtasıyla bağlı olduğu
komşu kemiği çekerek hareket ettirir ve böylece iş yaparsın; adım atar,
elini sallarsın.
Benim kendimi yenileme
kabiliyetim deri kadar olmasa da yine de çok iyidir. Kırılan herhangi bir
kemiğimin uçlarını sabit olarak karşı karşıya getirip bağlarsanız,
osteoblast adı verilen kemik hücrelerim hızla bölünerek yeni kemik
hücreleri üretmeye başlar ve kırık yerini doldururum. Kemik hücrelerimin
arasına kalsiyum tuzları alarak sertleştirir ve tekrar sağlam bir hâle
dönüşürüm. Sen daha ana rahminde yeni yeni geliştirilip büyütülürken,
kemiklerimin gelişmesi için bol miktarda kalsiyuma ihtiyaç vardır. Annen;
süt ürünleri, balık ve yeşil sebzelerle iyi beslenirse kalsiyum eksikliği
görülmez. Zaten anneler kâfi miktar kalsiyum almasa da, karnındaki
yavrusunda yine de kalsiyum eksikliği görülmez. Merhameti Sonsuz Rabbimiz
masum yavrunun kalsiyum ihtiyacını annesinin kemiklerinden ve dişlerinden
kalsiyum çekip yavruya vererek, ihtiyacını karşılar ve onun iskeletinin
iyi gelişmesi temin edilir. Anne nasıl olsa kendini doyurabilecek iradeye
sahiptir; yavru ise âciz olduğundan annesinden alınan kalsiyumla ihtiyacı
giderilir. Doğumdan sonra ise artık gıdalarla iyi bir şekilde kalsiyum ve
D vitamini almalı, ayrıca güneş ışığı da görmelidir. En büyük ihtiyacım
kalsiyum tuzları ile D vitaminidir, bu vitamin ise ancak güneş ışının
tesiriyle sağlıklı kemik sentezine katkıda bulunabilmektedir. Onun için
özellikle küçük yaşlarda bana çok dikkat etmelisin. Bu saydığım tuz ve
vitaminleri almazsan kemiklerim iyi gelişmez ve bu durum iskelet
bozuklukları olarak kendini gösterir.
Kemiklerimin içindeki ilik
adını verdiğiniz boşlukların da çok önemli vazifeleri vardır. Kemiklerimin
içi tam olarak kemik dokusuyla dolu olsaydı, ağırlığım çok fazla olurdu ve
yerinden kalkamazdın; hem de içi dolu kemikler daha sağlam olmazdı.
Yapılan statik hesaplara göre içi tam dolu bir demir çubuk, içi boş bir
demir borudan daha dayanıksızdır ve kolayca bükülür. Uzun ve yuvarlak
kemiklerim de bu prensip dahilinde dizayn edilmiş olduğundan, bükülmeye
karşı daha dirençlidirler. Kemik iliklerimin önemli bir vazifesi de;
kanındaki çok önemli vazifeleri olan kırmızı kan küreciklerinin üretim
yeri oluşlarıdır. Gençliğinde bütün kemiklerimin iliği kırmızı renkte olup
kan hücreleri üretirken, ergenlik döneminden sonra yavaş yavaş uzun
kemiklerimin iliği artık sarı kemik iliğine dönüşüp yağlanmaya ve alyuvar
üretmemeye başlar. Yassı kemiklerimin süngerimsi yapıdaki kırmızı kemik
ilikleri ise, bütün hayatın boyunca kırmızı kalır ve kan hücresi
üretirler.
Kemiklerimin şekli, büyüklüğü
ve birbirlerine olan nispetleri senin vücudunun tipini ve mevzuniyetini
belirler. Esas olarak anne ve babandan aldığın genetik özelliklere bağlı
olarak gelişsem de, taşımak mecburiyetinde kaldığım yüklerin, maruz
kaldığım darbelerin benim gelişmeme çok tesiri vardır. Erken yaşlarda
henüz daha yeni yeni kemikleşirken ağır yüklere maruz kalırsam, kırılmamak
için kemiklerimin boyu uzamaz ve çabuk kemikleşmeye geçerim, böylece
boyun, kol ve bacakların kısa ve küt kalır. Basketbol, voleybol gibi
sporlarda ise, kemiklerimin uzaması uyarılır. Kemikleşme dediğimiz hâdise
mineral tuzları ve D vitamini ile birlikte paratiroid bezinin hormonu ile
de alâkalıdır. Uzun kemiklerin uç kısımlarındaki epifiz adı verilen
kemikleşme bölgelerindeki bölünme faaliyetleri ile yeni üretilen kemik
hücreleri kemiklere ilâve olarak onların uzamalarını sağlar. Bu kemikleşme
bantları ergenlik çağından sonra faaliyetini durdurarak uzamayı bitirir.
Kız çocuklarında bu durum daha erken 18-19 yaşlarında son bulurken, erkek
çocuklarında 21-22 yaşlarına kadar devam eder ve onun için erkeklerin
boyları ortalama olarak daha uzun olur.
Sen dünyaya ilk geldiğinde
benim bütün elemanlarım kıkırdaktı, dolayısıyla çok yumuşak ve esnekti.
Her şeyi bilen ve görüp gözeten Rabbim, doğumda hem sen, hem de anneciğin
zarar görmemesi için böyle hikmetli bir tedbir almış. Eğer doğumdan önce
kemikleşseydim, doğum esnasında zavallı anneciğin ölebilir, senin de
birçok yerin kırılabilirdi. Halbuki plâstik özelliği yüksek olan kıkırdak
elemanlar sayesinde doğumda sakat kalma ve ölme riski çok azalır. Daha
sonra zaman içinde kıkırdak elemanlar yerini kemik hücrelerine bıraktı ve
kalsiyum tuzlarını da biriktirerek sertleştim ve kemikleştim. Sadece eklem
yüzeylerinde ve kaburga uçlarında kıkırdak parçalar kaldı.
Sevgili Hasan! Sıra, belki de
neşeni kaçıracak bir soruya geldi: Hiç eski bir mezarın açılışında
bulundun mu? Bazen mezarlıkta yer kalmayınca, çok yakın akrabalardan
birinin mezarı açılarak yeni ölmüş kişiyi onun yanına gömerler. İşte böyle
bir mezar açıldığında, cesedin (benim dışımda) bütün kısımlarının toprak
olduğunu görürsün. Sadece kafatasımın ve bazı diğer kemik elemanlarımın
çürümeden kaldığını görürsün. Çok uzun süre sonra bu kemiklerim de
çürüyecektir, ama diğer dokulara göre çok geç çürüdükleri için mezar
kazılarında genellikle bazı kemik elemanlarım bulunur. Geçmişte henüz
Kur'ân nâzil olurken, beni yaratan Rabbime ve haşir gününe inanmayanların
bazısı eline aldığı bir kemiği gösterip "Şu çürümüş kemikleri kim
diriltecek " demişti (Yasin, 78). Hemen arkasından gelen âyet ise cevabını
veriyordu: "De ki: Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratmayı
bilir" (Yasin 79). Daha başka birçok yerde, gerek ilk yaratma ile ilgili
gerekse haşirle ilgili olsun, âyetlerde, hep çürümüş veya kuru kemikler
geçmektedir. Demek ki, Rabbim vücudunun kemiklerine dikkat çekmek istiyor!
Belki de şöyle diyor veya ben bu şekilde anlıyorum: "Ey Hasan!
Kemiklerini, eklemlerini ve bütün iskelet sistemini çok mükemmel yarattım!
Hayatını rahat bir şekilde sürdürebilmen için her türlü tedbiri aldım; en
ince detaylarına kadar hassas bir şekilde seni eksiksiz yarattım! Bu kadar
mükemmel yaratırken bir yerden model mi aldım, yoksa başka birinin
plânlarını mı uyguladım? Hayır!... O halde, sonsuz ilmim ve kudretimle,
seni başta nasıl hiç yoktan yarattıysam, öldükten sonra da tekrar
diriltmeye gücüm yeter!"
İşte böyle Hasan! Ben böyle anlıyorum; Yaratıcımın sana ve bütün insanlara hitab eden mukaddes kitabının mesajını. Anlama ve idrak etme kabiliyetin benimkinden daha mükemmel yaratılmış. Onun için yürürken veya herhangi bir iş yaparken, uzuvlarındaki mükemmel kemik parçalarımı daima düşün ve tefekkür et! Böyle bir tefekkürün, sana yeni ufuklar açacağına inanıyor, bunu temenni ediyorum. |
|||
|
Copyright ©2007 GulDemeti.COM |